Content

İKÜ Hukuk Öğrencilerinin Almanya'ya Öğrenci Gezisi

Gruppenfoto der Jurastudierenden bei der Studienreise vor dem Brandenburger Tor.
© Öztürk

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve DAAD işbirliğinde yapılan, ilk durağı Berlin olan ve devamında Leipzig, Hamburg, Osnabrück, Bremen şehirlerini gezdiğimiz 15 günlük akademik ve kültürel gezimizi sizlere sunmaktan onur duyarız.

Raporumuz, Almanya hazırlık sürecimizde mevcut olan vize başvurularımız, art arda gerçekleştirdiğimiz toplantılarımız ve sunum provalarımız dahil olmak üzere tüm serüvenimiz boyunca edindiğimiz tecrübelerle dolu olup, sırasıyla şehir şehir yaptığımız tarihi, kültürel ve hukuki etkinliklerimizi aktarmaya çalışacağız.

Bu gezi kapsamında desteklerini bizden esirgemeyen, öğrencisi olmaktan gurur duyduğumuz İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne teşekkür ederiz. Vize başvuru sürecinden başlayıp gezi bitimine kadar bizlere maddi ve manevi imkân sağlayan DAAD’ye teşekkür ederiz.

Bu süreçte her daim bizlere yol gösteren, bizleri cesaretlendiren, bilgi ve birikimleriyle tüm seyahatimiz boyunca yanımızda olan Öğr. Gör. Dr. Akif Hilal ÖZTÜRK, Dr. Öğr. Üyesi Efser ERDEN TÜTÜNCÜ ve Dr. Öğr. Üyesi Muharrem TÜTÜNCÜ’ye ayrıca teşekkürlerimizi sunarız.

Son olarak, her aşamada birlikte olduğumuz kıymetli ekip arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç biliriz.

Süreç, Akif hocamız aracılığıyla İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerine gezimizin duyurusunun yapılmasıyla başladı. Ardından belirlenen 16 öğrenciyle birlikte ilk toplantımızı gerçekleştirdik. İlk toplantımızda hocalarımız bize vize konusunda nasıl bir yol izleyeceğimiz, Almanya’daki gezimizin tur programı, DAAD bursları ve Almanya’daki sunum konularımız hakkında bilgi verdiler. Bir sonraki toplantıda, sunum konuları bizlere dağıtıldı ve yanımızda götüreceğimiz hediyeler hakkında konuştuk. İlerleyen zamanlarda vize için gerekli evrakımızı arkadaşlarımızla yardımlaşarak hazırlamaya başladık. Vize evrakı bizleri yormuştu çünkü toplanması gereken çok fazla belge mevcut. Bunlara örnek olarak Schengen başvuru formu, seyahat sağlık sigortası, sponsor dilekçesi, banka hesap özeti, sponsorun maaş bordrosu, öğrenci belgesi, gidiş-dönüş uçak biletleri, konaklama yapılacak yerlerin rezervasyon bilgileri, pasaport, daha önceden yurt dışına çıkılmış ise bunlara ait vizelerin çıktıları, sponsorun işi hakkında ilgili resmi makamlardan alınan belgeler (sponsorun emekli olması halinde emeklilik belgeleri), Akif hocamızın bize verdiği Almanya gezimizin detaylı programı, Almanya’dan alınan davet mektupları, mail yazışmaları ve DAAD’nin karşıladığı vize harcı vb. belgeler gösterilebilir.

Vize başvurularını yaptıktan sonra heyecanla vize sonucunu beklemeye koyulduk. Bu sırada devam eden toplantılarımızda gezinin ana hatları oluşmaya başladı. Bir yandan sunumlara hazırlanırken bir yandan görev dağılımını tamamladık. Bu sırada da hediyelerimizi almaya başladık. Almanya’ya kendi temin ettiğimiz geleneksel Türk Kahvesi fincanları ile üniversitemizden verilen İKÜ logolu powerbank, tişört, şapkaları hediye olarak götürdük. Ayrıca üniversitemizin eski mezunu Av. Güven Cem Çullu’nun kurucusu olduğu Los Chullos firmasının İKÜ logosuyla beraber basılan özel yapım tişörtlerini Akif hocamızın kişisel mali desteği sayesinde orada giyerek depremzedeler hakkında farkındalık yaratmak niyetiyle temin ettik.

Son olarak, tüm bordo pasaportlu arkadaşlarımıza vize çıkmasını heyecanla kutladık. Gitmeden son toplantımızda hocalarımızla sunum provası yaptık. Hocalarımızın eksik olarak gördüğü yerleri düzenledik. Vizemiz, sunumlarımız, konaklamamız, ulaşımımız ve hediyelerimiz hazırdı. Geriye sadece gitmek için heyecanla gün saydığımız tarihi beklemek kalmıştı.

Berlin

Aylarca hazırlandığımız programımıza 14 Temmuz Cuma günü saat 10.15’te Berlin uçuşumuzla başladık. Havalimanında hocalarımızla buluşup, Berlin’de kalacağımız otele doğru yola çıktık. Otele yerleştikten sonra Almanya gezimizin ilk etkinliği olan Berlin şehir turunu, rehberimiz Herr Schößler eşliğinde gerçekleştirdik ve şehrin tarihi geçmişi ile mimari yapısı hakkında bilgi edindik. Turumuzu bitirdikten sonra hep birlikte keyifli bir akşam yemeği yedik ve ilk günümüzü otele dönerek tamamladık.

İkinci günümüzde ilk olarak Avrupa Parlamentosu’nu ziyaret ettik. Berlin temsilcisi Onur Bey eşliğinde parlamentonun yapısı ve işleyişi hakkında konuştuk. Bizlere Avrupa Parlamentosu’nu hatırlatacak hediyeler verildi. Sonrasında Holocaust’ta hayatlarını kaybetmiş Yahudilere ait anıt mezar olan Holocaust Anıtı’nı ziyaret ettik. Anıtların boyutunun birbirinden farklı olmasının sebebinin rahatsız etmek amacıyla kafa karıştırıcı bir ortam yaratmak ve düzenli bir sistemin insanlıkla bağının kopmasını simgelemek olduğunu öğrendik.

Kısa bir kahve molasından sonra bir diğer adresimiz Bergama Müzesi oldu. Türkiye’nin de içinde bulunduğu İslam coğrafyasından gelen değerli çini ve halı örneklerini rehberimiz eşliğinde inceledik. Yakın zamanda restore edilmek üzere kapanacak olan bu tarihi müzeyi görme fırsatı yakaladık.

Günümüzü çarpıcı tarihsel gerçekleriyle dolu olan ve Berlin’in en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Duvar Müzesi ile tamamladık. O dönem Batı Berlin’e kaçmak isteyen çaresiz insanların mecbur kaldıkları için yaptıkları gizli bagaj, sıcak hava balonu, bavula saklanma gibi yöntemlerin hikayesini dinleyip çok etkilendik. Ardından, serbest zaman için ayrılıp günümüzü sonlandırdık.

Berlin’deki üçüncü günümüzde, Kreuzberg semtini gezmek üzere tur rehberimiz Bilal Uğurlu’yu metroda karşılayıp turumuza başladık. Küçük İstanbul olarak anılan Kreuzberg semtini gezerken birçok Türk’e ve Türk dükkânına rastladık. İlk gittiğimiz yer Mevlâna Camii oldu. Bu yer hakkındaki 2014 yılında gerçekleşmiş olan kundaklanma hikayesini dinledik. Pazar günü olması sebebiyle ne yazık ki ziyarete kapalıydı.

Sonrasında Kottbusser Tor meydanındaki kökten dinci bir kimse tarafından öldürülen Celalettin Kesim’in anıtını inceledik. Kendisi bir öğretmen ve aynı zamanda TKP üyesi olup Türk merkezinin sekreterliğini yürütmekteydi. Radikal bir grubun Sovyetler Afganistan’dan çıksın diye eylem yaptıkları bir günde içlerinden birisi Celalettin Kesim’i vahşice katlediyor ve kendisi olay yerinde hayatını kaybediyor.

Kreuzberg semtinin sokaklarını gezerken tur rehberimiz Bilal Bey, duvardaki grafitilere dikkat çekip soru-cevap şeklinde semtin ve Berlin’in en meşhur Türk gençlerinden oluşan çetesi 36Boys hakkında bizlere bilgi verdi. Öncelikle doğuş amaçları mahalle kavgaları olan birtakım mahalle gençleri Kreuzberg’in mektup kodu olan 36‘yı seçerek bir çete kurmuş ve çete üyelerinin dikkat çekmek istedikleri şeylere duvarlar ve rap öncü olmuştur. Çetenin önemli üyelerinden biri ‘Killa Hakan’ adıyla anılan Hakan Durmuş’tur. Çete isminin kurucusu ve ünlü bir rap sanatçısı olan Atilla

Murat Aydın, haksız şekilde yaşça büyük biri tarafından bıçaklanarak duvarlarda hafızalara yer etmiştir.

Yemek molamızı Kreuzberg’te bulunan Berlin’in en meşhur dönercilerinden biri olan Hasır Restaurant’ta verip, Yahudi Soykırım Müzesi’ne rotamızı çevirdik.

Yahudi Soykırım Müzesi’ne geldiğimizde iki gruba ayrılıp iki farklı tur rehberi eşliğinde iki bin yıllık Alman Yahudilerine adanmış olan müzeyi ve içerisindeki eserleri inceledik. Müzede ışık almayan ve dar olan bir odaya girerek Yahudiler’in yaşadığı o zor mücadeleyi fiziken tecrübe ettik. Ayrıca binanın en duygusal kısmı olan ‘boşluk’a geldik. Boşluğun zemini on bin ifadesiz yüz şekli verilmiş demir plaklardan oluşmaktaydı. Bu soykırım zamanında kaybolan insanları simgelemekte olduğunu öğrendik. Yürürken çıkan her bir demir sesi yüreğimizi burktu.

Üçüncü günümüzü Spree Nehri’ndeki bot gezimizle tamamladık. Manzarasıyla büyülendiğimiz bot gezisi bizlere keyifli dakikalar yaşattı.

 

Berlin’deki dördüncü günümüze ise hukuk etkinlikleri ağırlıklı olacak şekilde Almanya Federal Meclisi’ni ziyaret ederek başladık. Bay Nando Strüfing, Bay Schmitz, Bay von der Aue ve Bayan Hennemann bizleri meclis üyelerinin yasa tartıştıkları toplantı odasında Türkçe çevirmenler eşliğinde ağırladılar. Kendilerinin ve hocalarımızın konuşmaları bittikten sonra öğrencilerimiz tarafından kendilerine meclisteki erkek ve kadın üye oranları, yaş oranları, tarafsızlıkları, idari yönetimleri öğretim üyelerinin yasamada ne kadar etkisi olduğu hakkında sorular yöneltildi. Kendileri bizleri ilgiyle dinleyerek özenli bir şekilde cevapladılar. Yargı barometresi hakkında ek bilgi verip Avrupa Birliği’nin en yüksek puanına sahip olduklarını ve yargı yollarına tam güven duyduklarını ifade ettiler. Kendilerine okulumuzu hatırlatacak hediyelerimizi takdim ettik, aynı şekilde onlar da bizlere kendilerini unutturmayacak hediyeler verdiler.

Gruppenfoto der Jurastudierenden bei der Studienreise vor der Reichstagskuppel in Berlin.Soru-cevap oturumundan sonra Alman siyasetçi Tom Cywinski eşliğinde High House turuna başladık. Kendisi bizlere Reichstag binasının tarihi, mimarisi, parlamentonun görevleri, çalışma şekli hakkında bilgi verdi. Birinci Dünya Savaşı öncesinden günümüze kadar badireler atlatarak gelen Reichstag binası 1999 yılından itibaren Almanya Federal Meclisi binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu binada Almanya’nın birliğini sembolize eden benzersiz cam kubbesinin özelliği ise Almanya parlamentosunun münazara odası olan Bundestag’ın görülmesidir.

Almanya’nın resmi binalarında çoğunlukla gördüğümüz ve aynı zamanda Almanya’nın arması olan ‘Kartal’ sembolüne ilk burada rastladık. Yasama çalışmalarının yapıldığı parlamentoda gücü ve hoşgörüyü temsil eden sembolü, üyelerin tartışırken göz önünde bulundurduğunu ifade edebiliriz.

Turumuzda bize eşlik eden Tom Cywinski ile hatıra fotoğrafı çekildikten sonra kendisi, sosyal medya hesabından gezimize olan desteklerini belirtmesi bizleri onurlandırdı.

Daha sonra Almanya Adalet Bakanlığı binasına gittik. Orada Sayın Bayan Petra Meyer ve Bayan Teschke bizleri ağırladı. Duvarlarda bolca yer verilen ‘Yalan, Gerçek, Din, Adalet, Huzur, Kavgacılık’ sembol ve ilkelerini göz önünde bulundurarak yaptıkları çalışmaları ve işleyişlerini özenle bizlere sunum eşliğinde aktardılar.

Dördüncü günümüzün son etkinliğinde, üniversitemizin eski DAAD Okutmanı ve şu an Almanya ile ilgili hukuk seminerlerimizde Misafir Öğretim Üyesi olarak bulunan Dr. Martin Manzel’in kurucularından biri olduğu Manzel Hukuk Bürosu’nu ziyaret ettik. Göç hukuku ağırlıklı çalışmalar sergileyen hukuk bürosunda bizi üniversitemizin eski mezunu olan Ayşegül Hanım ile ağırladılar. Bizlerin Almanya’da avukatlık ve hukuk danışmanlığı hakkındaki sorularımızı ilgiyle cevaplandırdılar. Oldukça samimi ve özenli geçen bu soru cevap etkinliği için bizi sabırla dinleyen Martin Bey ve Ayşegül Hanım’a teşekkürlerimizi ve hediyelerimizi sunduktan sonra beraberce keyifli bir akşam yemeği yiyerek günümüzü sonlandırdık.

Berlin turumuzun beşinci gününde, ilk olarak Berlin Eyalet Mahkemesi’nde Sayın Yüksek Hâkim Bay Jörg Hollering, Hâkim Bayan Bremer ve adli kolluk Cüneyt Bey bize eşlik etti. Mitte bölgesinde yargı mahkemesi olarak bulunan Almanya’nın en büyük bölgesel mahkeme özelliğine sahip olan Berlin Eyalet Mahkemesi’nde hırsızlık suçu ile ilgili bir duruşma izleme fırsatı yakaladık. Duruşma esnasında en dikkat çekici noktalardan biri fahri hakimlik özelliği oldu. Fahri hakimlik, halktan hukuk ve yargı eğitimi olmayıp seçilme şartlarını yerine getiren vatandaşlar arasından seçilen ve amaçlarının halkın sesi olduğunu savunan yargı kişileridir. Bu kişiler, hukuk eğitimi almış profesyonel hakimler ile aynı yetkiye sahip olmakta ve aralarında statü farkı bulunmamaktadır. Bizim ülkemizdeki yargı sisteminde farklı olan bu işleyiş aklımıza çok sayıda soru getirdi. Duruşmadan sonra Türk asıllı hakim Bayan Bremer, Almanya’daki suç tipleri ve suç oranı; hakimlerin yaş ortalaması ve cinsiyet dağılımı hakkında bizleri özenle bilgilendirdi. Hediyelerimizi takdim ettikten sonra sonsuz teşekkürlerimizi ileterek Berlin Eyalet Mahkemesi turumuzu sonlandırdık.

Ardından bir dönem Angela Merkel’in şansölyeliğini yaptığı Kondrad-Adanauer Vakfı’nı ve Hristiyan Demokrat Partisi’nin (CDU) ana merkezi olan Kondrad- Adanauer Evi’ni ziyarete gittik. Vakıf hakkında bizlere Sayın Bayan Baade bilgi verdi. İkinci en büyük Alman partisi olarak bilinen vakıf, temsilci eşliğinde sağladıkları burs imkanlarını sunum eşliğinde aktardı. Amaçlarının göçü daha iyi kontrol etmek olduğunu belirterek parti programında insanın Tanrı’nın eseri olduğundan, insan onurunun korunması gerektiği ilkelerini detaylandırarak hükümette kalan en uzun parti olduğuna değindiler.

Beşinci günümüzün son adresi Tiergartenstraße’de bulunan Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği oldu. Büyükelçilikte bir hukukçu olarak hangi departmanlarda çalışabileceğimiz, hangi niteliklere sahip olmamız gerektiği, çalıştığımız takdirde bizi hangi zor koşulların beklediğini objektif bir şekilde aktararak soru cevap etkinliğimize başladık. Türkiye’nın dış politikasında nasıl bir yol izledikleri genel ve özel bağlamda aktarıldı. Türkiye’deki mevcut problemlerin yurtdışına nasıl yansıdığı, yurtdışında yaşayan Türklerin sorunlarına nasıl bir çözüm buldukları hakkında bilgi verildi. Bu oturumdan sonra özlediğimiz Türk çayı ve hoş ikramlar eşliğinde hediyelerimizi takdim ederek sohbetimizi derinleştirdik. Bizleri özenle ağırlayan Sayın Müsteşar Derviş Fikret Ünal’a ve beraberinde bizimle ilgilenen Sayın Adalet ve Hukuk müşavirlerine teşekkürlerimizi sunarak günümüzü sonlandırdık.

Gruppenfoto der Jurastudierenden bei der Studienreise in der Türkischen Botschaft in Berlin.

Öztürk

Berlin’deki son günümüzün ilk durağı Berlin Hür Üniversitesi oldu. Okulumuzun hukuk fakültesi öğrencilerinin ilk grubunun aylarca hazırlandığı ve heyecanla hepimizin beklediği ilk sunum etkinliğiyle güne başladık. Prof. Dr. Felix Hartmann ve Berlin Hür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri bizleri saygı ve sevgiyle karşıladı. Karşılıklı sunumlarımızın ana konusu dini sembollerdi. Sunum akışı aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir:

  1. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencileri Işıl Meriç, Gözde Köroğlu, Ebrar Elbistanlı, Edanur Yılmaz, Feyza Kıran tarafından gerçekleştirilen sunumun konusu “Türkiye’deki Başörtü Yasağı Süreci” idi. Konunun özeti: Türkiye’deki başörtü sorunun yasaklanma sürecini anlatıldığı sunumda, kamu kurumlarında, mecliste ve özel kurumlarda başörtü kullanımının tarihsel değişimleri anlatıldı. Bunun yanı sıra Türkiye’nin 29 Ekim 1923 tarihi itibariyle modernleşme sürecinde ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün başörtü yasağını hiçbir zaman getirmediği, asıl sürecin onun ölümünden sonraki dönemde başladığı belirtildi. Sonraki sürecin en önemli olayları olan darbe zamanının başörtü yasağı da anlatıldı. Tarihsel süreçten sonra örnek bir AHİM kararıyla sunum desteklendi. AHİM kararının temel dayanağı olan ve Anayasamızın da 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağına değinerek sunum tamamlandı.
  2. Berlin Hür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Beyza Emirhanoğlu’nun konusu “İşyerinde Dini Sembollere İlişkin Avrupa Adalet Divanı İçtihatı” idi.
  3. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2.sınıf öğrencileri Melike Özdil ve Mehmet Emin Abay’ın konusu “Türk İşçilerin Dini Sembolleri Taşımalarına İzin Verilmesi” idi. Konunun özeti: Bu konu İş hukuku alanında Türkiye’de verilmiş Yargıtay kararları, ulusal mevzuatımız ve AİHM içtihatları çerçevesinde ele alındı. İlk olarak işverenler açısından “sakal” kullanımının sınırlandırılma şartları anlatıldı ve örnek Yargıtay kararı ile konu desteklendi. Ardından özel sektördeki başörtü meselesi Anayasa çerçevesinde ele alınarak aktarıldı. Yargıtay kararlarına göre işverenin bu konudaki yetkisinin sınırları nelerdir sorusuna değinilerek, genel ve hukuki bir çerçevede konu ele alındı.
  4. Berlin Hür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisinin konusu “Kamu Hukuku İlişkilerinde Dini Semboller” idi.
  5. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4.sınıf öğrencileri Burak Pamukoğlu ve Ahmet Aydın’ın konusu “Dini Sembollerin Taşınması- Fransa, İngiltere ve İsviçre gibi Avrupa Ülkelerinin Yasal İşlemleri” idi. Konunun özeti: İngiltere, İsviçre ve Fransa’daki dini sembollerin kullanılmasıyla ilgili sunumda; Yeni İsviçre yasası din ve vicdan özgürlüğü, göz önünde tutularak Uluslararası İnsan Hakları ve Kalkınma İttifakı başkanının bu konudaki tavırlarına dikkat çekildi. Orduda başörtü yasağı örneklemesinde İsviçre’nin 7 Federal Konsey üyeleri arasındaki tartışmayı kendi düşünceleriyle harmanlayarak bilgi verildi. Bunun yanında laikliğin uygulama alanlarından, konudaki ülkelerin laikliğe karşı bakış açılarından ve AİHM kararları ışığında yaşanan hukuki durumlar ele alınarak sunum tamamlandı.

Sunumlarımızın esas amacı dini sembollerin kullanımının Türkiye ve Almanya hukukunda edindikleri yerin interaktif şekilde tartışarak açıklanması olmuştur. Öğrencilerimize aylardır hazırlandıkları sunumları başarıyla tamamladıkları için tebriklerimizi ve teşekkürlerimizi sunarız.

Sunumlar sonrasında Berlin Hür Üniversitesi’den Prof. Hartmann ve öğrencileri ile birlikte keyifli bir yemek molası verip, bir sonraki durağımız olan Berlin Büyükşehir Belediyesi’ne doğru yola çıktık.

Muhteşem mimarisiyle büyülendiğimiz kırmızı görkemli binada bizi Sayın Bayan Polak, Bay Guggenberger ve Bayan Kramer karşıladı. Berlin Büyükşehir Belediyesi’nin görevleri, devlet politika planlaması, senato çalışmaları, federal eyaletlerle iş birlikleri, siyasi koordinasyonu, kaç senatörden oluştukları ve yönetimi hakkında genel bilgi verildi. Berlin Büyükşehir Belediyesi senato üyeleri tek tek tanıtıldı. Senato üyelerinin içinde Türk asıllı siyasetçi Cansel Kızıltepe olması dikkatimizi çekti. Bu güzel sunumun ardından hediyelerimizi takdim ettik. Bizlere de verdikleri hediyeler ve misafirperverlikleri için teşekkür ederek hep birlikte yemek molası verdik.

Gruppenfoto der Jurastudierenden bei der Studienreise vor dem Roten Rathaus in Berlin.

Öztürk

Kısa bir yemek molasının ardından otelden bavullarımızı alarak Leipzig’e doğru keyifli ilk tren yolculuğumuza başladık. Kısa bir tren yolculuğunun ardından otele yerleşerek günümüzü tamamladık.

Leipzig

Leipzig gezimizin ilk gününe tur rehberi eşliğinde şehir turu ile başladık. İlk olarak Leipzig Markt’a gittik. Leipzig Markt’ın şehrin kalbi olduğunu öğrendik. Alışveriş ve eğlence mekanlarının yanında tarihi ve ihtişamlı mimarisi adeta bizleri büyüledi. Daha sonra şehir turumuza ünlü besteci Johann Sebastian Bach Kilisesi’ni ve  St. Thomas Kilisesi’ni gezerek devam ettik. Şehrin her bir yanı Johann Sebastian Bach ile özdeşleşmiş durumda olduğundan sürekli Bach izlerini gördük. Ardından Madler Pasajının her iki girişinde yer alan, Mathieu Molitor tarafından Goethe’nin Faust’undaki sahnelerinden esinlenerek yapılan, bronz heykelleri gördük. Tur rehberimiz bu heykellerin ayaklarına dokunmanın iyi şans getirdiğini söyledi. Bunun üzerine bizler de heykelin ayaklarına dokunarak dilek diledik. Leipzig şehrini gezerken Avrupa’nın en eski kahve dükkânı olan Kartoffelhaus’u gördük. En eski kahve dükkanının kahvesini tatmak bizim için farklı bir deneyim idi. Leipzig şehri arnavut kaldırımlı sokakları, rönesans tarihli binaları ve büyüleyici pasajları ile bizlere hem modern dünyanın hayatını hem de geçmiş dünyanın hayatını aynı anda yaşattı.

Şehir turundan sonra ikinci durağımız Leipzig Üniversitesi’ne geçtik. Prof. Dr. Schiedermair, asistanları Lisa Wiese, Nils Seidel ve Leipzig Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencileri bizleri karşıladı.

Okulumuzun hukuk fakültesi öğrencilerinin ikinci grubunun sunumları ile etkinliğimize başladık.  Sunum akışı aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir:

  1. Leipzig Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Max Graul’un konusu “AİHM’nin Nefret Söylemine İlişkin İçtihatı” idi.
  2. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2.sınıf öğrencileri Seher Durak ve Ebrar Ceren İşleyen’in konusu “Türk Anayasa Hukuku’nda Bireysel Başvuru İmkanı” idi. Konunun özeti: Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurusu nedir, nasıl yapılır, nasıl sonuçlanır, ana hatları nelerdir, neler Anayasa Mahkemesi’ne başvuru için konu olabilir vb. gibi sorular sunumda yanıtlandı. Bunlara ek olarak sunum esnasında sunumu dinleyenler ve sunum yapanların arasında interaktif bir ilişki kurmak için Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar dinleyenlere öğrencilerimiz tarafından dağıtıldı. İnteraktif bir şekilde bu kararlar hakkında konuşuldu. Alman öğrencilerin Türk sistemini daha iyi anlayabilmeleri için Alman-Türk karşılaştırmalı Bireysel Başvuru sürecine de sunumda yer verildi.
  3. Leipzig Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Amanda Kipke’nin konusu “Yalan Haber Olgusu ve AİHM İçtihatları” idi.
  4. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3.sınıf öğrencileri İlayda Okur ve Yudum Ülkü’nün konusu “Mültecilerin Kurtarılmasına İlişkin Türkiye’deki Hukuki Durum” idi. Konunun özeti: Türkiye’de mültecilerin deniz yolu üzerinden kurtarılmasına ilişkin konulu sunuma mülteci kavramı ve Türkiye’nin coğrafi konumu açıklanarak başlandı. Türkiye’de bu konuyla ilgili açılan kurumlara değinilerek mültecilerin başka ülkelere kaçma girişimleri ve Türkiye’nin mevcut düzensiz göç ile ilgilenen kolluk kuvvetleri anlatıldı. Türkiye’nin göçmen kaçakçılığı, düzensiz göç ile ilgili sorumluluk ve yetkilerini düzenleyen özel bir prosedür olmadığı için Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) hakkında bilgi verilerek ilgili TCK maddelerine çalışmada yer verildi. Göçmen kaçakçılığı suçunun oluşabilecek ağır sorunlarına (ör: botların eski olması sonucu insanlar için hayati tehlike oluşturması) dikkat çekilip tüm devlet gemilerinin tehlike altındaki kişileri kurtarma ve geri gönderme sorumluluğu anlatılarak sunum noktalandı.
  5. Leipzig Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Hanna Kögler’in konusu “Çatışma Bölgelerine Silah İhracatı” idi.
  6. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3.sınıf öğrencileri Hayriye Nil Özen ve Segâh Gülpekmez’in konusu “AİHM’nin Türkiye Aleyhine Verdiği Kararlar” idi. Hayriye Nil Özen’in Konusunun özeti: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye Aleyhine Verdiği Kararlar konu başlığı altında Cumhuriyet Gazetesi Davası anlatıldı. Cumhuriyet Gazetesi editörleri ve gazeteyi yayınlayan vakfın yöneticilerinin davalı olarak yer aldığı davada, Türkiye’nin AİHS’nde en çok ihlal ettiği maddelere genel olarak değinildikten sonra, AİHS’nin hangi maddelerinin Türkiye’nin vermiş olduğu karar ile çeliştiği ve davanın güncel durumu hakkında bilgi vererek sunum tamamlandı. Segah Gülpekmez’in Konusunun özeti: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye Aleyhine Verilen Kararlar konusunda Osman Kavala kararı sunuldu. Osman Kavala’nın; kim olduğu, kaç yıldır hapishanede olduğundan, AİHS’nin hangi maddelere dayanarak AİHM ve Türkiye’nin çeliştiği, Türkiye’nin hangi maddelerine ve olaylarına dayanarak hala Osman Kavala’yı hapishanede tuttuğu, Osman Kavala’nın AİHM’e başvuru sürecini, AİHM’in kararının özeti hakkkında bilgi verildi. En sonda Osman Kavala’nın savunması ve slaytın özeti yapılarak sunum tamamlandı.
  7. Leipzig Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Lennart Engel’in konusu “Yunan Mülteci Kamplarının Sıcak Noktalarındaki Koşullarının İnsan Onuruna, A.D. ve Yunanistan Davasına Uygunluğu” idi.
  8. Leipzig Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Julius Maydell’in konusu “16 Mart 2016 tarihli AB- Türkiye Deklarasyonunun Yasal Niteliği ve Schengen Bölgesindeki Sığınmacılara Yönelik İnsan Haklarına Etkileri” idi.

Gruppenfoto der Jurastudierenden bei der Studienreise in der Universität Leipzig.

Öztürk

Sunumlarımız sonrasında Leipzig Üniversitesi’nde bizleri ağırlayan hukuk fakültesi öğrencileri ve akademisyenler ile birlikte akşam yemeği yedik. Türk-Alman hukuku ve hukuki meseleler hakkında karşılaştırmalı incelemeler yaparak sohbet ettik. Keyifli sohbetimiz ile günümüzü sonlandırdık.

 

Sekizinci günümüze Leipzig Federal İdare Mahkemesi’ne giderek başladık. Federal İdare Mahkemesi’nin Almanya’daki yüksek dereceli beş yargı mahkemesinden biri olduğunu; mahkemenin verdiği kararların Almanya’nın kamu görevlileri tarafından yapılacak işlere kılavuzluk ettiğini; mahkemenin vatandaş ve devlet ilişkileri ile ilgilendiğini ve çoğu zaman temyiz mahkemesi olarak hareket ettiğini; yargıçların, yargı görevlerini senatoda ifa ettiğini ; her senato bir başkan ve diğer yargıçların olduğunu öğrendik. Başkanın, hakimlerin hiyerarşik üstü olarak kabul edildiğini ve aynı zamanda da yargıçlık görevini yürüttüğünü duyunca çok şaşırdık. Ayrıca bizlere Federal İdare Mahkemesi’ni tanıtan, bizleri ağırlayan ve sorularımızı tek tek yanıtlayan Sayın Hâkim Dr. Niehaus’a teşekkür ederiz.

Gruppenfoto der Jurastudierenden bei der Studienreise im Bundesgerichtshof in Leipzig.

Öztürk

Federal İdare Mahkemesi’nden sonra bir sonraki durağımız Federal Yargıtay binasını ziyaret ettik. Federal Yargıtay’da Sayın Yüksek Hâkim Mosbacher bizleri karşıladı. Yargıtay’ı bizlere tanıtırken merak ettiğimiz sorularımızı da cevaplandırdı. Yargıtay’ın Almanya’daki yargı sisteminin en yüksek mahkemesi olduğunu; sadece ceza ve özel hukuka baktığını; Yargıtay tarafından verilen bir kararın ender olarak anayasaya aykırılığa hükmettiği durumlarda geri alınabileceğini öğrendik.

Günümüzü gezide belki de en keyif aldığımız Leipzig bot turumuz ile tamamladık. Botun sadece bize ayrılmış olması, şehrin o yemyeşil manzarası, manzaranın içinde hayran kaldığımız ve gelecekte birçoğumuzun oturmak istediği o tarihi evler eşliğinde başlayan güzel turumuz ansızın gelen yağmur ile tatlı bir kabusa dönüştü. Çok heyecanlı ve beklentinin yüksek olduğu bot turumuz sağanak yağış ile sonlandı. Hemen otele döndük ve dinlendik. Hep birlikte bütün olumsuz hava şartlarına karşı Akif hocamızın önceden rezervasyon yaptığı güzel bir akşam yemeği için hazırlandık. L’Osteria’da hocalarımız ile çok keyifli bir akşam yemeği yedik. Bizce bu mekan hepimizin en çok keyif aldığı, masada kahkahaların ve sohbetin eksik olmadığı yerlerden biri idi. Leipzig her ne kadar hava şartları ile etkinliğimizi tamamlamamıza izin vermese de hafızalardan silinmeyecek anıların ve güzel dostlukların başlangıcı oldu.

Hamburg

Dokuzuncu günümüze erkenden tren yolculuğu ile başladık. Hemen hemen 4 saatlik bir yolculuktan sonra yeni şehrimiz Hamburg’a vardık. Otele yerleştiğimizde saat akşam vakitlerine yaklaşmış idi. Gezi planımızda saat 16.00-17.00 arasında 2016 yılında açılan, şu an konser salonu olan Elbfilarmonie gezisi vardı. Fakat Hamburg’a vardığımızdan beri daha da şiddetlenen yağmur nedeniyle Elbfilarmonie gezimizi iptal ederek otelde yağmurun dinmesini bekledik. Bir saat kadar otelde bekledikten sonra birlikte Hamburg’un merkezini gezmeye karar verdik. Olumsuz hava şartları yüzünden iptal olan planımız, karşılaştığımız kaba insanlar ve yaşanan birkaç talihsiz olay sonucunda açıkçası mimarisine hayran kalsak da Hamburg’u ilk izlenimde pek sevdiğimizi söyleyemeyiz. Bu yüzden de şehir merkezinde biraz vakit geçirdikten sonra lezzetli bir hamburger yiyip erkenden otele döndük.

Hamburg’daki birinci günümüz olarak değerlendirmenin daha doğru olacağı ikinci günümüze şehir turuyla başladık. İlk olarak Rathausmarkt Meydanı’na gittik. Meydanda bulunan Belediye Binası’nı (Rathaus) gezdik. Belediye Binası iç yapısı, dış yapısı ve büyüklüğüyle şehrin tam göbeğinde göz kamaştırıyordu. Tur rehberimiz Belediye Binası hakkında bilgi vererek sorularımızı yanıtladı. Belediye Binasından sonra Hamburg sokaklarını dolaşarak şehir hakkında bilgi sahibi olmaya devam ettik. Hamburg dünyanın en büyük limanlarından birine sahiptir. Hatta bu liman 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Alanı listesine girmiştir. Zaten Hamburg’u gezerken sürekli irili ufaklı nehir manzaralarıyla karşılaşıyorduk. “Almanya’nın dünyaya açılan kapısı” olarak anılan Hamburg, New York’tan sonra dünyada en çok konsolosluğa sahip şehirdir. Ayrıca Avrupa’nın en fazla köprüye sahip olan yerleşim bölgesidir. Hamburg’u gecesinde eğlencenin eksik olmadığı şehir olarak da tanımlayabiliriz. Şehre renk katan bu hayat St. Pauli semtinde yaşanmaktadır. Eğlencesi ve gece sıkça ziyaret eden genç nüfusuyla bu semtte en çok Reeperbahn göze çarpmaktadır. Daha sonra yolculuğumuza Speicherstadt ile devam ettik. Burası demir köprü ve kanallarıyla endüstriyel hayatın kalbi sayılan bir bölgedir. Bu bölgenin merkezine HafenCity adlı merkez oluşturulmuş. Burada yürüyüşümüzü bitirdikten sonra hem bot turumuzun başlangıç rotası olan hem de kısa bir yemek arası vereceğimiz Hamburg Limanı’na (Labdungbrücken) geçtik. Limanda dışarıdan bir tünelin bulunduğu anlaşılamayan tarihi bir binaya girdik. Yerin metrelerce altında olan bu tünel 426 metre uzunluğa, 24 metre derinliğe sahiptir. Limanı kent merkezine bağlamak amacıyla 1911 yılında hizmete açılmıştır. Duvarlarındaki resimler hayranlık uyandırıcıydı. Yayalar için her zaman açık olan bu tünel günün belli saatinde araçlar içinde açılmaktadır. Bu tünelin iki girişinde de çok büyük asansörler bulunmaktadır. Asansör macerasını deneyimlediğimizde genelde bisikletli insanlara rastladık. Bu tünelin üstünde St. Nicholas Kilisesi bulunuyor. Kilise dünyanın en uzun binası ünvanını taşıyor. Bu tünel deneyiminden sonra yemek ve serbest zaman molası verdik. Limanın yanındaki hediyelik eşya dükkanlarında alışveriş yaptıktan sonra toplanarak bot turumuzun başlayacağı yere geçtik. Havanın kötü ve yağışlı olması nedeniyle kapalı bir bot turu gerçekleştirdik. Bizlere şehri tanıtarak nehir boyunca ilerleyen turdan oldukça keyif aldık. Bot turundan sonra ertesi gün dolu dolu bir programımız olduğu ve şehir programlarımızdan sonra şehir değiştireceğimiz için erkenden otele dönüp dinlenmeye karar verdik. Günümüzü böylece tamamlamış olduk.

Hamburg’taki son günümüze Uluslararası Deniz Mahkemesi ile başladık. Bizleri Basın Sorumlusu Sayın Robert Steenkamp karşıladı. Kendisi Uluslararası Deniz Mahkemesi hakkında bilgilendirici bir sunum yaptıktan sonra bizlere mahkemeyi gezdirdi. Uluslararası Deniz Mahkemesi deniz hukuku alanının gelişimi ve Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin uygulanması, yorumlanması hakkında rol oynamıştır. İlk olarak 21 hâkimin seçilmesiyle resmi olarak 1996 yılında faaliyete geçmiştir. Hakimler 9 yıllığına seçilmekte ve yeniden aday olabilmektedir. Mahkeme ilk kararını 1997 yılında vermiştir. Üye devletlerin bayrakları mahkemenin girişinde yer almaktadır. Birçok ülke bayrağının arasından Türkiye Cumhuriyeti bayrağını görmek bizleri çok gururlandırdı.

Hamburg’ta kısa bir yemek molası verdikten sonra Hamburg Üniversitesi’ne doğru yola çıktık. Hamburg Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’ni ziyaret ettik. Burada Hamburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yüksek Lisans programları hakkında Prof. Dr. Kotzur ve Bayan Laptien bizlere sunum yaptı. Sunum sonrası sorularımızı ilgiyle cevaplandırdılar. Hamburg Üniversitesi 1919 yılında kurulmuştur. Hukuk ve tıp alanında öne çıkan bir okuldur. En iyi 200 üniversite arasında yer almaktadır. Alman Yüksek Öğretim Okulları arasında da 7. Sırada yer almaktadır.

Hamburg Üniversitesi’nde yüksek lisans programı hakkında bilgilendirildikten sonra otele geçip toparlandık ve yeni şehrimiz Osnabürck’e doğru yola çıktık. Kısa bir tren yolculuğunun ardından Osnabürck’e indiğimiz gibi hayran kaldık. Osnabrück en çok sevdiğimiz şehirlerden bir tanesi oldu demek yanlış olmayacaktır. Programımızın değerli akademisyenleri ile akşam yemeği yedik. Kendileri kalktıktan sonra bizler ve hocalarımız çok keyifli sohbet ettik. En çok eğlendiğimiz akşamlardan birisiydi.Bu keyifli akşamın ardından yarınki program yoğunluğu ve tekrar şehir değiştirecek olmamız nedeniyle otele dönerek günümüzü sonlandırdık.

Osnabrück ve Bremen

Osnabrück’teki ikinci günümüzde ilk durağımız Osnabrück Üniversitesi oldu. Burada İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi değerli akademisyenlerimiz Dr. Öğr. Üyesi Muharrem Tütüncü, Dr. Öğr. Üyesi Efser Erden Tütüncü, Dr. Akif Hilal Öztürk ve Osnabrück Üniversitesi’nin akademisyenleri Prof. Dr. Ardnt Sinn, Yari Dennhardt, Patrick Pörtner, Marcel Iden bizi birçok açıdan bilgilendirecek sunumlarını gerçekleştirdiler.

Değerli akademisyenlerin yaptığı sunum akışı aşağıdaki şekilde gerçekleşmiştir:

  1. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sayın Dr. Öğr. Üyesi Muharrem Tütüncü’nün konusu “Halka Açık Limited Şirketlerin Yönetim Kurulu Üyelerinin Cezai Sorumluluğu” idi. Konunun özeti: İktisadi yaşamın en önemli aktörü olan anonim şirketlerin faaliyetleri esnasında, iş kazası veya ürün sorumluluğu gibi sebeplerle şirket çalışanlarının, üçüncü kişilerin veya çevrenin zarar görmesi muhtemeldir. Son yıllarda ülkemizde Yönetim kurulu üyelerinin olası bir ceza sorumluluğundan kurtulmak amacıyla, kilit konularda şirket çalışanlarına yetki devri (delegasyon) yapma eğiliminde olduğu görülmektedir. Sunumda, bu tür eylemlerin ortaya çıkan zararlar sebebiyle oluşan suçlar bakımından şirket yöneticilerinin sorumluluklarına etkisi, öğreti ve yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde incelenmiştir.
  2. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sayın Dr. Öğr. Üyesi Efser Erden Tütüncü’nün konusu “Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Şifreli Mesajların Delil Değeri” idi. Konunun özeti: Sunum, dijital delil kavramının tanımlanması ve ceza muhakemesinde dijital delillerin delil değerinin tartışılmasına odaklanmıştır. Son yıllarda artan teknolojik ilerlemeler karşısında ceza muhakemesi hukukunun en önemli konularından biri haline gelen dijital delillerden, şifreli mesajların delil değeri ayrı bir öneme sahiptir. Bu sebeple, şifreli mesajların mahkumiyet hükmü kurulması konusundaki yeterliliği tartışılmış ve mevcut Türk ceza muhakemesi mevzuatı ile Türk Yargıtay ve Anayasa mahkemeleri içtihatları ışığında değerlendirmelerde bulunulmuştur.
  3. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sayın Dr. Akif Hilal Öztürk’ün konusu “Polis Soruşturmalarında Polis ve Anayasayı Koruma Dairesi Arasındaki İş birliği” idi. Konunun özeti: Sunum, polis soruşturmalarında Emniyet ve Anayasayı Koruma Teşkilatı arasında daha iyi bir iş birliği yapılması hakkındadır. Güvenlik makamları iş birliği konusunda hala çok temkinli davranmaktadır. Yine de iş birliğini düzenleyen ve mümkün kılan yasal düzenlemeler mevcuttur. Ancak tüm güvenlik makamları diğer güvenlik makamlarından gelen bilgileri mümkün olan en geniş ölçüde paylaştığında soruşturmalar düzgün bir şekilde yürütülebilir ve başarılı bir sonuca ulaştırılabilir olduğunu değerli öğretim üyeleri ve öğrencilerimize anlattım.
  4. Osnabrück Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Prof. h.c. Arndt Sinn’in konusu “OK 3.0 Projesinin Sunumu” idi.
  5. Osnabrück Üniversitesi Hukuk Fakültesi Patrick Pörtner’in konusu “OK’nin Almanca Tanımı” idi.
  6. Osnabrück Üniversitesi Hukuk Fakültesi Marcel Patric Ide’ın konusu “OK Üzerine Tehdit Analizi” idi.
  7. Osnabrück Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yari Dennhardt’ın konusu “OK’ye İdari Yaklaşım” idi.
  8. Osnabrück Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dr. Matthew LeMieux’in konusu “Osnabrück’teki Yüksek Lisans Programlarının Sunumu” idi.

Akademisyenlerimizin sunumları bittikten sonra hep birlikte üniversitede yemek yedik. Burası en çok beğendiğimiz üniversite oldu diyebiliriz. Bu yüzden Yüksek Lisans Programının sunumundan sonra Dr. LeMieux’a aklımızdaki bütün soruları sorduk. Kendisi ilgiyle bizleri cevaplandırdı. Osnabrück Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yüksek Lisans Programı oldukça dolu ve bilgilendirici bir programa sahip olmakla beraber şehrin güzelliği ve öğrenci dostu olması da eklendiğinde bizler için cezbedici bir tercih olabiliyor. Yüksek Lisans Programının bizim için tek dezavantajı kabul için B2 Almanca koşulu aramaları oldu. Biz öğrencilerin çok keyif aldığı bu programdan sonra merkezde serbest zamanımızı değerlendirdik. Ardından otele dönerek yeni şehrimiz Bremen’e doğru akşam vakti yola çıktık. Açıkçası Osnabrück’te bir gece kalmamıza çok üzüldüğümüzü söyleyebiliriz. Şehrin atmosferi o kadar güzeldi ki vedalaşırken hepimizin aklında ‘bir daha Almanya’ya gelirsem mutlaka buraya gelmeliyim’ düşüncesi oluştu.

Bremen’e vardıktan sonra hemen otele yerleşip, yemek ve şehir turu için dışarı çıktık. Akif Hocamızın Bremen’de hakimlik yapması ve gezi esnasında Bremen hakkında özlemle, heyecan içinde bahsetmesiyle hepimizin merakta, beklentide olduğu bir şehirdi. Nihayetinde Bremen şehri bizlere beklentimizin çok çok üstünde bir deneyim yaşattı. Akif Hocamız bizleri senelerdir Bremen’de işletmeciliğini sürdüren kendisinin de severek yediği favori Türk dönercisine götürdü. Türkiye’deki dönerlerden daha çok malzemeli ve bir o kadar da farklı bir tada sahipti. Türkiye’de dönerin içine havuç lahana turp vs. birçok yerde konmazken Almanya’nın çoğu dönercisinde bu tarz malzemelerin fazlaca konduğunu gördük. Bremen’in tarihiyle alakalı faydalı bilgiler edindik. Bremen tarihi dokusuyla birlikte aynı zamanda liman ve sanayi şehridir. Şehir, Rönesans döneminden kalma belediye binaları ve eski Schütting ya da diğer adıyla tüccarlar evleriyle meşhurdur. Tüccarlar evleri renkli ışıklandırmaları, şirin ve tatlı mimarisiyle herkesi kendine hayran bırakan bir görsele sahipti. Bizde bu evleri her gördüğümüzde büyülenmişcesine bakıyorduk. Yolumuza devam ederken Bremen’in meşhur masal karakterlerini gördük. Bremen Mızıkacıları aynı zamanda şehrin simgesidir. Bir rivayete göre, 4 masal karakterinin de yer aldığı bu heykelin en altında bulunan eşeğin bacağını tutarsanız şansızınız açılacağı söyleniyor. Tabi ki ekip olarak hepimiz eşeğin bacaklarına sarılıp şansımızın açılmasını diledik. Bremen şehrini gezerken birçok yerde Türk’e rastladık. Verilere göre Bremen nüfusu 65 bin civarında ise bunun 35 bini Türk nüfusundan oluşmaktaydı.

Şehri doyasıya gezip, limanlarında yürüyüş yaptıktan sonra hem Muharrem Hocamızın doğum gününü kutlamak hem de bütün bu geziyi bizler için düzenleyen değerli hocalarımız, geziyi güzelleştiren ve eğlenceli geçmesini sağlayan arkadaşlarımız adına ‘Veda Akşamı’ olarak andığımız güzel bir mekâna gittik. O güne kadar belki de birbirimizi hiç tanımadığımız ya da sadece isim olarak ekip olmayı başarmıştık. Herkesin tek tek veda konuşması yaptığı anlarda çoğumuz göz yaşlarımıza hâkim olamadık. 15 gün boyunca bütün her şeyi geride bırakıp Almanya’da ağır bavullarla, zor hava koşullarıyla, çat pat Almancamızı konuşturmakla dolu efsane gezimiz son günlerini dolduruyordu. Hepimizin yüzünde heyecanla ve bir yandan da korkuyla geldiğimiz ilk gün hatıraları, heyecandan titreyerek bir şekilde yaptığımız sunum anılarının üstesinden gelmenin haklı olarak bir gururu vardı. Hep birlikte şarkılar söyledik, sohbetler ettik, bol bol güldük, bol bol doğum günü kutladık ve hocalarımıza bizi ve bu geziyi hatırlayacakları, minnetimizi dile getiren küçük hediyelerimizi takdim ettik. Bunca güzel insana aynı anda aynı duyguyu hissettiren gecenin kapanışı Bremen’in ışıl ışıl renkli hayatı, her sokaktan duyulan müzik sesleri, yediden yetmişe gülümseyen insanlarla dolu sokakları ve Almanya ekibimizin sokakta yükselen kahkaha sesleri ve şarkıları bitirdi. Ne olursa olsun bütün ekibin asla o hoş sohbetli geceyi unutmayacağına eminiz.

Gruppenfoto der Jurastudierenden bei der Studienreise im Landgericht in Bremen.

Öztürk

Bremen’deki ikinci günümüze eyalete ait adliye binası olan Bremen Eyalet Mahkemesi’ni gezerek başladık.  19. yüzyılın sonlarında Fransız Rönesans tarzında inşa edilmiştir. Adliye binasının girişinde şu yazmaktadır: “Bu bina kanunları korumaya ve kötülüğe meydan okumaya adanmıştır.” Mahkeme salonunun duvarlarında aslanlar, Medusa başları, ejderhalar; On Emir’i ve diğer temel emirleri tasvir eden vitray pencereler binayı oluşturan mitolojik güzelliklerden birkaçıdır.. Konsollarda bulunan hayvan ve kuş figürleri ise erdem mücadelesindeki kötülüğü simgelemektedir. Bremen Eyalet Mahkemesi’nde de Berlin Mahkemesi’ndeki gibi duruşma izleme şansına sahip olduk. Duruşmayı izledikten Bremen Eyalet Mahkemesi Hakimleriyle birlikte öğle yemeği yedik. Bizleri ağırlayan Mahkeme Başkanı Sayın Karin Goldmann’a ve Hakimler Birliği Üyeleri Sayın Benjamin Bünemann, Antje Wolter, Sarah Windsberger ve Stephan Haberland’a yemekteki hem misafirperverlikleri hem de keyifli sohbetleri için çok teşekkür ederiz.

Bremen Eyalet Mahkemesi’nden çıktıktan sonra Bremen şehrinin biraz dışında kalan Bremen Kapalı Cezaevi’ne gittik. Bizleri Sayın Rico Volkmann karşıladı. 1871’den bu yana var olan cezaevi, Neo-Gotik tarzda inşa edilmiştir. Cezaevi geniş bir alana sahip olup uzun koridorlar ile tek hücre sistemine göre inşa edilmiştir. Cezaevinin dış mimarisi ise kırmızı tuğlalı cephelerden oluşmuştur. Mahkumlar için iki avlu bulunmaktadır. Cezaevinde ağır ve hafif suç işleyen mahkumlar ayrı binalarda yaşamaktadır. Cezaevi gezisinden sonra bir mahkumla konuşma fırsatımız oldu. Türk kökenli, suçunun nitelikli yağma olduğunu öğrendiğimiz mahkumla cezaevinin içinde sohbet ettik. Kendisi sorularımızı dikkatli bir şekilde cevaplandırdı.

Bremen Cezaevi’nden sonraki durağımız Bremen Union Bira Fabrikası’na gittik. Fabrika denince zihnimizde daha büyük bir şey canlanmasına rağmen fabrikanın çok şirin ve kendine has bir havası vardı. Yetkili, bizleri kapıda çok nazik ve güler yüzlü bir şekilde karşıladı. Tur çok uzun olmamasına rağmen üretimi ve fabrikanın tarihi hakkında birçok bilgi edindik. Bizden sorumlu olan fabrika yetkilimiz,  arkadaş canlısı birisi olduğundan sorduğumuz soruları daha özenle cevapladı. Turumuzun ardından bir tadım seansımız vardı fakat ekipçe çok açtık. Fabrikanın içinde aynı zamanda bir restoran da mevcuttu ve burnumuza harika kokular gelmekteydi. Tadım seansımızı yaptıktan sonra bizden sorumlu görevlimize teşekkürlerimizi sunarak restorana koştuk ve keyifli bir akşam yemeği yiyerek otelimize doğru yola koyulduk.

Gezimizin son etkinlik gününe buruk bir şekilde bavullarımızı toplayıp lobiye bırakarak başladık ve Bremen Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne gittik. Bremen Üniversitesi Hukuk Fakültesi ziyaretimizde Prof. Dr. Schmid, Tobias Pinkel ve Tahsin Bensol bizleri misafirperverlikle karşıladılar. Etkinliğimizin konusu yüksek lisans programlarıydı, ekipçe Almanya’yı ve Almanya’da yaşama fikrini çok benimsediğimiz için ilgiyle dinleyerek not aldık. Bremen Üniversitesi’nin Tahsin Bensol’un Transnational Law Yüksek Lisans Porgramı’nın genel şartlarını sıralayacak olursak:

  • dört yıllık bir hukuk lisans programı mezuniyeti
  • İngilizce C1 dil kanıtı
  • en fazla 2000 kelimelik başvuru dilekçesi
  • özgeçmiş

Eğitim ücreti de yaklaşık olarak sömestr başına yaklaşık 380 Euro olacağı eklendi. Program içeriğinde; iki sömestr yılından oluşmakta ve 60 krediyi başarıyla tamamlamalısınız. Dersler 3 zorunlu, 4 seçmeli ve tez modülü uygulanmaktadır. Derslerin genellikle İngilizce olduğu, seçmeli dersleri Almanca alınabileceği de vurgulandı. Aklımıza takılan bütün soru işaretlerini cevaplayan Prof. Dr. Schmid, Tobias Pinkel ve bunların yanında bizi üniversiteyi de gezdirip daha fazla çaba harcayan Tahsin Bensol’a da teşekkürlerimizi ileterek üniversiteden ayrıldık. Ayrıca Muharrem Hocamıza, Efser Hocamıza dolu dolu geçirdiğimiz 14 gün için emeklerine teşekkürlerimizi ederek veda ettik. Amsterdam ve Strasburg rotalarına devam edecek olan güzel ekip arkadaşlarımız ile de vedalaşarak kalan ekiple zaman yarışına girdik. Zamanla yarışmaya başladık diye vurguladık çünkü hepimizin heyecanla beklediği son etkinliği yapıp otele dönüp bavulları alıp havaalanına yetişmek için sadece üç buçuk saatimiz vardı.

Hepimizin heyecanla beklediği o harika ve son etkinliğimiz ise Bremen’deki Mercedes Fabrikası oldu. Görkemli fabrikaya girdiğimiz andan itibaren hepimizin gözleri ışıl ışıldı. Yapacağımız off-road etkinliğimiz için de yürekler ağızdaydı. Bizleri, sorumlu fabrika görevlileri karşıladı. Olası bir fotoğraf çekimi için telefonlar ve eşyalar toplandıktan sonra bize seminer salonunda Mercedes’in tarihi hakkında bir tanıtım filmi izlettiler. Tanıtım filmi bizde büyük bir hayranlık uyandırdıktan sonra kendimizi tutamayıp büyük bir alkış tufanı koptu. Ardından bizleri büyük bir Mercedes- Benz otobüsüne bindirip tur rehberimiz eşliğinde bütün fabrikayı gezdirdiler. Turun tamamı Almanca olduğundan sevgili Akif Hocamız bizlere tercüme etti. Asıl telefonları toplama amaçları da bize yeni çıkan ve henüz piyasaya sürülmeyen modelleri göstermek olduğunu öğrendik. Yeni çıkan modeller de bizden tam puan aldı. Bizleri en çok şaşkına uğratan bilgilerden biri, bu tesiste 11 model üretiliyor ve her gün 1500 otomobil çıkıyor olmasıydı. Edindiğimiz güzel bilgiler sonrasında hepimizin beklediği adrenalin, heyecan dolu inanılmaz bir deneyime sıra gelmişti: off-road etkinliği.

12 öğrenciydik ve bize 3 tane Mercedes G serisi, full paket jeeplerinden ayarlamışlardı. Hemen dörderli gruplara ayrılarak arabalara bindik. Off- road etkinliğimizin sorumlusu üç arabaya da telsiz verip onun sözünden çıkmamamızı, bize her an sözlü şekilde yardımcı olacağını söyledi. En önde kendisi, arkada sıra şeklinde dizilmiş 3 tane arabalarla parkur alanına gittik. Parkur denilince aklımıza; düz bir yolda, en fazla birkaç zorluk olan bir alan gelmişti fakat aklımıza gelemeyecek şekilde engebeli, düzlük olmayan ve şansımıza sağanak yağmurlu bir tur çıktı. Sürmek isteyen arkadaşlarımız değişimli şekilde sürdüler ama gerçekten kolay değildi. Etkinlik sorumlusu arabalarla teker teker ilgilenip engebeleri en sağlıklı şekilde aşmamızı sağladı. Tabii, o sıradaki heyecan ve adrenalimize kelimeler yetersiz kalmaktaydı. İnanılmaz bir deneyimdi, böyle muhteşem bir geziye gerçekten anca böyle bir son yakışırdı demek yanlış olmaz. Mercedes hikayemiz de sonlandıktan sonra bizimle ilgilenen yetkililere teşekkürlerimizi sunup gerçek anlamda koşmaya başladık. Önce otele gidip lobiden bavullarımızı aldık, sonra da havaalanına doğru yola çıktık. Neyse ki havaalanı 20 dakikalık mesafedeydi de vaktinde ulaşmıştık.

 

Tahmin edersiniz ki, herkesin içi buruk; bir yanı ülkesini özlemiş, bir yanı daha fazla yurtdışı görmek istiyor ve 15 günlük macera sona ermiş. Akif Hocamız, bu muhteşem gezinin yapı taşı, Berlin Havalimanı’na indiğimiz andan itibaren Bremen Havalimanı’ndan uçuşumuza kadar her ayrıntıyla sabırla ilgilendi, özenle yardımlarını asla esirgemedi.

Bu gezinin aslında bize eşlik eden gizli bir kahramanı daha var; güler yüzlü, mütevazı, hoş sohbetli sevgili ağır ceza hâkimi Björn’ e bu güzel gezimizde bize eşlik ettiği için sevgilerimizi, saygılarımızı ve teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Son teşekkürlerimizi de gezinin duyurusunun yapıldığı andan itibaren, gezinin sonuna kadar her süreçte adeta hocalarımız gibi bize yardım eden İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Temsilcisi Şevder Dik’e teşekkür ederiz. Ayrıca gezinin her detayını bizler için fotoğraf karesine alan İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Mehmet Emin Abay’a ve hediyeler ile sosyal medya paylaşımlarının hazırlamasında katkıda bulunan İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Nil Özen’e de emekleri için teşekkür ederiz.

Sevgili Akif Hocamız ve Björn’ le göz yaşları içinde vedalaştıktan sonra Türkiye’ye dönüşe geçtik.

Son olarak arkadaşlarımızın Almanya gezisi hakkındaki beklentilerine, olumlu ve olumsuz görüşlerine değinmek istiyoruz:

  • Hem turistik hem de akademik olarak fazlasıyla yüksekti ve her bir noktası beklentimizi karşıladı. Alman hukukçuları ve hukuk öğrencilerini yakından tanımak ile birlikte buna ek olarak onların kültürlerini, yaşam şartlarını ve tarzlarını birinci gözden gözlemleme şansı yakaladık. Akademik yetkinliklerimiz artarken turistik olarakta ana hatlarıyla Almanya’yı öğrendik.
  • Bu gezi bizlere üniversitede ders aldığımız hocalarımızla samimi sohbet içinde bulunma ve onların deneyimlerini dinleme ayrıca kendileriyle yeni anı ve deneyimlere adım atma imkanı tanıdı. Hocalarımızın yaşadığımız sorunlara, stresli anlarda bizlere yaklaşma biçimleri ve bize olan ilgileri, her zaman yanımızda olmaları gezi boyunca beni çok mutlu etti. Adeta ailemizden uzak bir gezide hocalarımız bizlere aile oldu. Arkadaşlarımızla böyle bir deneyimi ve ileriki hayatımız için yurt dışı için mesleki olarak ne gibi kapıların olduğunu bize gösterdi.
  • Almanya gezisi ile beraber yabancı insanlarla iletişim kurmak, Almanya’nın önemli üniversitelerine gidip oralarda ingilizce hukuk semineri verme imkanı buldum ve bence mutlaka gidilmesi gereken çok eğlenceli, eğitimsel bir geziydi.
  • Bu gezi gelecek hayatımda ufkumu açabilecek , olaylara daha geniş perspektifte bakmamı sağlayacak bir etkinlikti. Gezdiğimiz şehirlerin sadece akademik değil kültürel,sosyal,tarihi yönleriyle görmek bizim için büyük bir avantajdı. Bunların yanında üniversitelerde yaptığımız sunumlar bizlere özgüven aşıladı. Geleceğimize daha mutlu, daha emin bakabilmemin ilk basamakları oldu. Ayrıca emekleri ve destekleri için DAAD ve hocalarımıza çok minnettarım. Unutulmaz bir deneyimdi.
  • Almanya gezisinde öğrencilerimizin olumsuz görüşü ya da beklentisinin karşılanmadığı gibi bir durum olmadı. Fakat birkaç cümleyle gezinin olumsuzluğu değil de bir kez daha böyle bir geziye katıldığımız takdirde daha da iyi geçmesi adına yapılabilecek tavsiyeler verebiliriz.
  • Almanya’nın hava şartları gezinin en büyük sorunlarından biriydi. Bu yüzden gitmeden önce Türkiye değil, Almanya yağmurunu düşünerek bavul hazırlanmalı. Ayrıca gezi oyunca sürekli şehir değiştirileceği düşünülerek hafif bir bavul planlaması yapmakta da fayda var. Gezi planlaması biz öğrencilere zaman zaman çok yoğun geldi. Bu yoğun tempoda bir ya da iki gün dinlenmek, gezinin daha keyif alarak devam etmesi, grup arkadaşlarının birlikte zaman geçirmesi için ayrılabilir.
  • Almanya’nın ekonomik şartları bizleri zorlayan bir diğer sorun oldu. Bu yüzden maddiyat açısından hazırlıklı gidilmeli. Bazı şehirlerin beklentinin altında kalması ve yaşanabilecek olumsuzluklar, otellerin istendiği gibi olmaması, karşılaşılan yabancı insanlar gibi birçok durum moral bozabilir ama yine de ayağa kalkıp gezinin eğlencesine devam edilmeli. Çünkü bir daha böylesine güzel bir gezi şansı bulamayabilirsiniz.

Anlatılmaz, yaşanır.

Öğrenci Gezisinin Sloganı

‘Anlatılmaz, yaşanır.’ özetli gezimizde elimizden geldiğince seyahat planımızı sizinle paylaşmaya çalıştık. Sevgili Akif Hocamız, Efser Hocamız ve Muharrem Hocamıza bu güzel gezi için sonsuz teşekkürlerimizi ve minnetlerimizi sunarız. Kendi başımıza gittiğimiz takdirde gidemeyeceğimiz yerlere girdik, edinemeyeceğimiz deneyimler edindik. Birbirinden keyifli, uyumlu, hoşgörülü ekip arkadaşlarıyla birlikte olmak gezimize hukuk yanında eğlence kattı, onlarla ekip olmak çok özel ve güzeldi.

Her zaman dediğimiz gibi ‘NE İYİ ETTİK DE GELDİK’

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencileri Adına Hazırlayanlar

Ebrar ELBİSTANLI                  Işıl MERİÇ               Segah GÜLPEKMEZ

 

Bize ulaşın

Gezinin ayrıntılı raporunu almak veya geziyle ilgili herhangi bir sorunuz varsa, akif.oeztuerkdaad-lektorat.de adresinden Dr. Akif Hilal Öztürk ile iletişime geçebilirsiniz.

Alman üniversitelerinin ilanları

MBA International Business Consulting at Offenburg University (Black F...

MBA IBC (Black Forest Business School) – Prepared for Leadership Upgrade your career with an English-taught MBA degree of Offenburg University! Your gateway to a qualified job in Germany and around...

Devamı

University of Tübingen: Summer School on European History and Challeng...

Study in English, make friends & learn German at one of Europe’s best universities - experience Europe up close on two different Study Tracks.

Devamı

Global Food, Nutrition and Health (M.Sc.)

Your master’s degree for a better world! Be a part of our international master’s programme at the Faculty of Life Sciences: Food, Nutrition and Health and apply now!

Devamı

Elite Master’s Program ASC

Elite M.Sc. ‘Advanced Signal Processing and Communications Engineering (ASC)’: In this research-oriented program, the focus is on individualized student support.

Devamı

Food System Sciences (M.Sc.)

Your master’s degree for a better world! Be a part of our international master’s programme at the Faculty of Life Sciences: Food, Nutrition and Health and apply now!

Devamı

Pave the way for your STEM studies with the HTW Foundation Courses

… by mastering the German language skills that are crucial for excelling in engineering and technology studies in Germany.

Devamı

Transform tomorrow: Advance your tech skills for a sustainable world

Study in the center of Germany: Bachelor and master programs designed for real-world impact.

Devamı

Food Quality and Safety (M.Sc.)

Your master’s degree for a better world! Be a part of our international master’s programme at the Faculty of Life Sciences: Food, Nutrition and Health and apply now!

Devamı

New master’s degree programme Management International!

Be a pioneer and start your international career with our English taught master’s degree programme in Management International!

Devamı

Kick-start your future career in Financial Management at Coburg Univer...

If you are interested in management and finance our premium MBA program Financial Management could be just right for you! The program features an optional Dual Degree from UniSC Australia and a Bloomb...

Devamı

Be part of the transition to the future shape of energy

Join our English-taught Bachelor of Science in Energy Systems Engineering and Management!

Devamı

Study at Germany´s oldest private business university

Since 1971, EBS Universität educates the leaders of tomorrow. Start your bachelor's or master's studies at EBS now and be empowered to make a difference in the world.

Devamı

International Master program “Biofabrication” (M.Sc.)

Want to be a game changer in biomedical engineering? The study program Biofabrication is your master plan for a demanding interdisciplinary engineering career.

Devamı

Jumpstart your Career with our English taught Study Programs!

Our university is a lively hub of practice-oriented learning with cutting-edge research and a vibrant student community – it is just the right place to study!

Devamı

Battery Materials and Technology (M.Sc.)

Access to sustainable and renewable energy is one of the great challenges of the 21st century. That’s why electrochemical energy storage, esp. batteries are an essential tool for the future.

Devamı

Find Your Bachelor’s Program at TUM Campus Heilbronn

Students at TUM Campus Heilbronn receive a high-quality education at the renowned TUM University of Excellence and extensive support services for their studies.

Devamı
1/16

İletişim

  • DAAD Danışma Merkezi Istanbul

    Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cd. No: 5 Kat: 2 34430 Şişhane Beyoğlu İstanbul Türkiye Telefon: +90 212 249 34 62
DAAD ofisinin bulunduğu yerin işaretlendiği haritanın ekran görüntüsü